Pazartesi, 18 Ocak 2021 15:59

Kitap Kur'an okuma yazma

Yazan
Ögeyi değerlendirin
(0 oy)

بسم الله الرحمن الرحيم

الحمد لله ، صلاة وسلام على رسول الله


DAVUD EMRE YAYINEVİ
Kitabın Adı:
KUR’AN KAVRAMLARI SERİSİ
İTİKADİ KAVRAMLAR -5-
KİTAP, KUR’AN,
OKUMA VE YAZMA
Yazarı:
Ahmed KALKAN
Tashih:
Ahmed Kalkan
Mizanpaj:
Ehl-i Dizayn
Kapak Tasarım:
Ehl-i Dizayn
İstanbul 2011
Baskı:
?????
Dâvud Emre Yayınevi
Telefon: (0 216) 632 29 58
www.davudemreyayinevi.com
KİTAP, KUR’AN,
OKUMA VE YAZMA
KUR’AN KAVRAMLARI SERİSİ
İTİKADİ KAVRAMLAR
-5-
Ahmed KALKAN
İnsanlara karşı ticarî amaç güdülmeyen bu eserin hiçbir hakkı mahfuz değildir. Kâr gayesi güdülmemek şartıyla dileyen dilediği şekilde, tümünü veya bir kısmını çoğaltabilir, korsan baskı yapabilir, dağıtabilir, iktibas edebilir, kitabın ve yazarın ismini vererek veya vermeyerek kopye edebilir, mesaj amaçlı kullanabilir. Yazarın hiçbir telif hakkı sözkonusu değildir, şimdi ve sonra bir hak talep etmeyecektir. İlim, insanlığın ortak malıdır. Ve ilim Allah için kullanılınca insana fayda sağlar.
İTHAF
Canlı KUR’AN olmaya çalışıp toplumu KUR’AN’la canlandırmaya gayret eden ve tâğutlara karşı KUR’AN’la mücadeleyi bayraklaştıran her yaştan muvahhid gençlere…
Doğru okuyup doğru anlayan, dosdoğru yaşayıp insanları doğrultmaya çalışan
KUR’AN dostlarına…
Ümmetin ihyâsının vahdet içinde yeniden KUR’AN’a dönüşle mümkün olduğunu kavrayıp nebevî usûlle KUR’AN ve tevhid eksenli dersler ve cemaat çalışması yapan tâvizsiz dâvetçilere, her yaştan genç dâvâ erlerine…
Önsöz
“Oku!” diye başlayan bir Kitab’ın mensûbuyuz. Neyi okumaktan ziyade nasıl okumamız gerektiği anlatılır Alak sûresinde. Rabbimizin ismiyle ve izniyle okumamız istenir. Okumayı tavsiye ederken, Peygamberimiz’in “faydasız bilgiden Allah’a sığındığını” unutmayalım. Mideyi nasıl zararlı gıdalarla doldurmak zararlı ise, zihnin gıdası olan kitaplar için de aynı durum sözkonusudur. Beynin ve gönlün hastalanması, midenin hastalığından elbette çok daha kötüdür. Hazmedilmeyen gıdalar nasıl hastalıklara sebep oluyorsa, özümsenip hazmedilmeyen kitaplar ve okuma da kafanın ve gönlün hastalanmasına sebep olabilir. Bilgi, sindirildiği zaman hayata dönüşür. Bir kısmı düşünceyi,bir kısmı duyguyu, bir kısmı da eylemi besler. Beslemeyen bilgi, kendisinden Allah’a sığınılması gereken faydasız bilgidir. Gıda zehirlenmesi gibi bilgi zehirlenmesi de olabilir. Bilgiyi ölçme ve değerlendirmenin, bilgiyi elde etmek kadar, belki daha fazla önemi olduğunu unutmamalıyız. Elimize geçen her kitabı okumak, bazen ciddi zararlara sebep olabilir. Her kitabı değil, bizim için faydalı olacağına inandığımız güzel kitapları seçerek okumalıyız. Faydalıdan ziyade, en faydalı olanları seçmek ya da güvenilen bir büyüğün tavsiye ettiği kitaplardan, program dâhilinde okumak en güzelidir.
Okumak, sadece boş zaman işi değildir. Okumayı boş zaman işi kabul edenler, onu çekirdek çitlemek, pul koleksiyonu yapmak türünden çok basit görmüş ve teferruat saymış olurlar. Okuma dürtüsü, bilgi ve hikmet sevgisinden kaynaklanmalıdır. O zaman okumak, bir zahmet değil; bir lezzet halini alacaktır. Bu zevki tadan biri, okumayınca rahatsız olur, sanki bir tarafının eksildiğini hisseder. Kitaplar sadece bilgiyi öğretmezler, aynı zamanda hayatı da öğretirler.
Elektronik ve dijital yazıların, çağdaş insanı olanca kuşatmasına reğmen, kitabın önemi devam edecektir. Kitaplar, bilginin en sâdık taşıyıcıları olmayı sürdürecektir. Kitaba alternatif olarak çıkartılan bilgi taşıma araçlarının hayli baştan çıkarıcı câzibesi bile kitabı tahtından etmeyi başaramamıştır. Her alanda ve her şeyde olduğu gibi, doğruyu, iyiyi, güzeli kitap konusunda aramak, okurların başta gelen görevidir.
Ciddi kitapları ve özellikle Kur’an’ı bütün dimağımızı, bütünü ruhumuzu ve şuurumuzu vererek okumalıyız. Okuduklarımız üzerinde düşünmeli ve hayatımıza daha iyi yön verebilmeliyiz.
Unutmayalım, bütün kitaplar bir Kitab’ı daha iyi anlamak için olmalı, ya da bütün kitapları bir tarafa koyarak Allah’ın Kitabı Kur’an’ı, hayata tatbik edip hâkim kılmak için, canlı Kur’an olmak gâyesiyle okumalıyız.
Bu kitap, sizi kulluk görevlerini yapmaktan, sözgelimi, Kur’an’ı anlayarak okumaktan engelliyorsa, yırtıp atın bu kitabı. Rabbinizin kitabını sevdirecekse, onu tavsiye edecek, onu daha uygun şartlarda okumaya çalıştıracaksa insanları, okuyun, okutun. Ama esas olarak Kur’an’ı okuyun, Allah’ın dinini Allah’tan, birinci elden alıp öğrenelim. Haydi okumaya… Kur’an’ı sanki yeni iniyor gibi, sanki şahsımıza nâzil oluyor gibi, Allah bizden ne istiyor, diye merak edip O’nun mesajını her sözden üstün tuttuğumuzu ispat edecek bir okuyuşla haydi okumaya…
Ahmed Kalkan
This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.
Temmuz 2011, Ümraniye

- 9 -
KUR’AN KAVRAMLARI SERİSİ
İTİKÂDİ KAVRAMLAR -5-
KUR’AN

Kitab; Anlam ve Mâhiyeti

Kur’an; Anlam ve Mâhiyeti

Zalike’l- Kitab (Bu Kitap) Ne Demektir?

Kur’an Hakkında Kısa Bilgi

Kur’an Konuları

Kur’an’da Kur’an

Bu Kitab’ı Kim Göndermiştir?

Bu Kitap Niçin Gönderilmiştir?

Bu Kitap Neyi Anlatmaktadır?

Kur’ân-ı Kerim Hakkında Bilgi

Gerçek Anlamda Çağ Kapatıp Çağ Açan Sadece Kur’an’dır

Bu Kitabı Nasıl Okumalı, Ona Nasıl Yönelmeliyiz?
“Kendisinde hiçbir şüphe olmayan bu Kitap, müttakîler için (takvâya, sorumluluk bilincine sahip olanlara) hidâyet kaynağı (rehber-kılavuz) ve yol göstericidir.” 1
Kitab; Anlam ve Mahiyeti
Kur’an’ın temel kavramlarından biri olan “kitab” 255 yerde geçmektedir. Türkçedeki ‘kitap’ anlamı yanında; yazılı şey, yazı, yazılan ve yazdırılan anlamlarına da gelir. “El-Kitab”: Allah’ın Kitabı demektir. Kur’an ıstilâhında Kitab; Allah tarafından yazdırılan şey anlamında kullanılır ve bu anlamda imanın temel konularından biri de Kitaplara imandır.
Kur’an’ın “kitab”la ilgili ifâdelerinden şunların kast edildiği anlaşılır:
Genel anlamda vahy, 2
Son Peygamber’e gelmiş bulunan vahiyler toplamı, 3
1] 2/Bakara, 1-2
2] 43/Zuhruf, 4; 13/Ra'd, 39
3] 2/Bakara, 2; 38/Sâd, 29; 41/Fussılet, 3; 43/Zuhruf, 2; 44/Duhan, 2
KUR’AN KAVRAMLARI SERİSİ İTİKÂDİ KAVRAMLAR
- 10 -
Bütün kâinat,
İnsan,
Levh-ı Mahfuz’daki Evrensel kayıt kitabı (evrensel kompütür), 4
Her ferdin fiillerinin kaydedildiği bireysel disket. 5
Kur’an’a göre insanın önüne, okunmak üzere konan üç temel
kitap vardır: Kâinat kitabı, vahy kitabı (Kur’an) ve insanın bizzat
kendisi. Kur’an, diğer iki kitabın gereğince okunup değerlendirilmesini
kolaylaştıran bir nurdur/ışıkdır. Evren ve insan adlı kitapların
gerektiği şekilde okunabilmesi için, bizzat Allah, vahy
kitabı aracılığıyla insana yardımcı olmak için devreye girmektedir.
Kur’an, bu üç kitabın belirli pasaj ve parçalarını “âyet” olarak
anmaktadır. Kur’an, bir âyetler topluluğu olduğu gibi, kâinat ve
insan da âyetler topluluğudur.6 Ne vahy kitabı, insan ve eşyaya
ait ilimler olmaksızın çözülebilir; ne de eşya ve insan, vahy kitabı
olmadan lâyıkıyla anlaşılabilir.
Kur’ân; Anlam ve Mahiyeti
Kur’an, Allah’ın Kitabı’nın özel adıdır. Kur’an’da, Kur’an için
birkaç isme daha yer verilmekle birlikte; en çok Kur’an adı geçmektedir.
Bu ad Kur’an’da 70 defa geçer. Kur’an kelimesi için iki
ayrı kök gösterilir. Bunlardan biri, okumak anlamındaki kıraat;
ikincisi toplamak, kompoze etmek anlamındaki karn köküdür.
Kur’an, ilk emri olan “ikra’” yani oku anlamındaki kelimeyle aynı
kökten bir isim taşıyarak okumaya ve ilme en büyük değeri verdiğini
belirttiği gibi, neyi ve nasıl okumamız gerektiğini de gösterir.
Birçok inceliği ve gerçeği topladığı için de toplamak mânâsındaki
bir köke dayanması ayrı bir hikmet sergiler.
“Bu o Kitaptır ki, kendisinde hiçbir şüphe yoktur. Müttakîler için rehberdir,
kılavuzdur (Hûden).” 7
Bu âyet, Kur’an açıldığında Fâtiha’dan sonra ilk okunan âyettir.
Kur’an’ı eline alan okuyucu için elinde tuttuğu Kitabın ne olduğu,
ne işe yarayacağı ve kime fayda vereceğinin açıklanmasıyla başlamaktadır.
Bu Kitap, “lâ raybe fîh”, kendisinde şüphe bulunmayan
bir Kitaptır. Allah’tan (c.c.) geldiği kesindir. Kitabı okuyan kişinin
ilk öğrenmesi gereken onun bir Allah kelâmı olduğunu şeksiz ve
şüphesiz kabul etmesidir. Allah’tan geldiği konusunda meydana
4] 18/Kehf, 47-49; 45/Câsiye, 29
5] 17/İsrâ, 13-14
6] 51/Zâriyât, 20-21; 41/Fussılet, 53
7] 2/Bakara, 2
KUR’AN
- 11 -
gelebilecek bir “acaba?” endişesi, Kitap ile kul arasındaki irtibatı
zayıflatacağından, öncelikle bu konudaki endişenin giderilmesi
ve tam bir güvenle Allah ile konuşuyormuşçasına Kitapla uyum
sağlanılmalıdır. Zira tüm Kitap boyunca birçok açıklama yapılacak,
yol gösterilecektir. Ona yaklaşan kişinin, Kitabı bu bakışla değerlendirmesi
gerekir.
Rayb kelimesi Kur’ân-ı Kerim’de toplam 17 yerde geçer.8 Bu
kelimenin kökü, değişik kullanım biçimleriyle Kur’an’da toplam
36 yerde geçer. Rayb; r-y-b kökünden şu anlamda kelimeler geliyor:
Râbehû-rayben: Şüpheye düşürmek, şüphe vermek; Rayb: Zan,
şüphe, töhmet; İrtâbe: Şüphe etti, itham etti. Âyette geçen “Lâ
raybe fih (onda şek, şüphe yoktur)”un anlamı, “Bu Kitabın Allah’tan
olduğunda en ufak bir tereddüt bile geçersizdir” şeklinde olmalıdır.
Zira Kitabı eline alan bir okuyucu ilk önce bu Kitabı kimin
yazdığını ve nereden geldiğini merak eder. İşte bu şüphe, daha
ilk cümlede ortadan kaldırılıyor. Bu Kitap açık, apaçık bir hakikat
olarak işte elimizin altındadır.
“Lâ raybe fih” ifâdesiyle Kitabın “hak” olduğu; “Hûden” ifâdesiyle
“ne işe yarayacağı”, “li’l-muttekıyn” ifâdesi ile de “kime” yarayacağı
açıklanmış oluyor.
Hidâyet kelimesinin kökü olan “Hdy” kelimesi ve türevleri
Kur’an’da 317 yerde geçer. Hidâyetin zıddı olan dalâlet kelimesinin
kökü “d-l-l” ve türevleri ise toplam 188 yerde kullanılır.9 H-d-y
kökünden şu anlamlarda kelimeler geliyor: Hidâyet: Doğru yolu
bulmak, yoluna girmek. Hûden (li): Yol tarif etmek, yol göstermek;
Ehdâ: Mekke’ye kurbanlık sevketmek; Hâdâ: Hediyeleşmek, sulh
yapmak; İhtedâ: Doğru yolu buldu, doğru yol üzerinde durdu;
Hâdî: Yol gösteren, boyun, aslan; Hâdiye: Önde olan; Hûdâ: Yol
gösterme, itaat ve kulluk; Hedy: Saygıdeğer kişi, hal ve gidiş. Bu
kitabın ne işe yarayacağının “Hûden” lafzı ile anlatılışı genel bir
yol gösterme ve rehberlik-kılavuzluk fonksiyonuna işaret etmektedir.
Ayrıca şu veya bu konuda diyerek kısıtlama yapılmayarak
sadece yol göstericidir denilmesi, akla gelebilecek her alanı kapsamaktadır.
Arapçada, devenin önünde yularını tutup ona çölde
yol gösteren kişiye “Hâdî” denilmektedir. Bu Kitab’ın yol gösterişi
genel ve temel esaslardadır. O her şeyin genel rotasını çizer. Temel
8] Rayb Kelimesinin Geçtiği Âyet-i Kerimeler (Toplam 17 Yerde:) 2/Bakara, 2,
23; 3/Âl-i İmrân, 9, 25; 4/Nisâ,87; 6/En’âm, 12; 10/Yunus, 37; 17/İsrâ, 99; 18/
Kehf, 21; 22/Hacc, 5, 7; 32/Secde, 2; 40/Mü’min, 59; 42/Şûrâ, 7; 45/Câsiye,
26, 32; 52/Tûr, 30.
9] Hidâyet konusu ve hidâyetle ilgili âyetler için Bk. 1/Fâtiha, 6; İhdinâ’ssırâta’l
müstekîm âyeti.
KUR’AN KAVRAMLARI SERİSİ İTİKÂDİ KAVRAMLAR
- 12 -
yönleri belirtir. Meselâ; doğu, batı, kuzey, güney gibi temel yönleri
bildirir. Rasûller, güneybatı, kuzeydoğu vb. ara yönleri gösterir.
Bunlar doğrultusunda muttakî fakih de daha iç yönleri bulabilir.
Bu Kitabın kime yararlı olacağı ise li’l-muttekıyn (Allah’tan sakınanlar
için) ifâdesi ile açıklanır. V-k-y kökünden şu kelimeler gelmektedir:
Vekaa: Sakınmak, korkmak, korumak, düzene koymak;
İttikaa: Korku, saygı; et-takvâ: Allah’ın emirlerini tutup yasaklarından
kaçınma; Muttekıy: Allah’tan sakınan; Takıyye: Korkmak,
gerçek durumunu gizlemek. Bu kitap Allah’tan sakınan, O’nun
koyduğu kuralları çiğnemekten çekinen ve bu hissi taşıyan kişilere
fayda verecektir. Diğerleri için ise sadece okunan, ezberlenen,
araştırılan, bilgi sahibi olunan bir Kitap konumunda kalacaktır.
Bu kitabın gerçekten Hûden olabilmesi, onu eline alan kişinin
niyet ve hisleri ile gerçekleşebilecektir. Zira burada canlı olan okuyucudur.
Niyeti ne ise, ameli de ona göre olacaktır. Kitabı eline almaktan,
okumaktan maksadı ne ise, yararı da ona göre olacaktır.
Bu Kitabın fayda verişi kişinin kasdına göre değişmektedir.
Eğer kasdı kafasında önceden edindiği bir fikre delil bulmaksa,
kasdı beğenmediği ve uymak istemediği bir ilkeyi, kuralı değiştirmekse,
kasdı bilgi sahibi olmaksa, kasdı Bu Kitabı sermaye yapıp
üzerinden geçinmekse, bu niyetler ona zarar vermeyecek; bu
kasdı taşıyana zarar verecektir. Kasdı Allah’tan sakınmak, kalbi
titreyerek gerçekten hayatına onunla yön çizmekse Bu Kitap işte
bu kişiye Hûden olacak, fayda verecektir. Bütün bunlar Bu Kitaba
hiçbir zarar vermeyecek, o tazeliğini ve zindeliğini daima koruyacak,
ona yaklaşanlar eskiyecek, gelip geçecek; Bu Kitap ebedîyete
kadar yaşayacaktır.
“Rablerinden korkanların derileri ondan ürperir. Sonra derileri de kalpleri
de Allah’ın zikriyle yumuşar. İşte Bu Kitap Allah’ın insanlar için gönderdiği
bir rehber (Hûden)dir. Allah onunla dilediğini hidâyete erdirir. Kimi de
Allah saptırırsa ona hidâyet edecek yoktur.” 10
Kur’an’ın önsözü durumundaki Fâtiha’dan sonra, Kitab’ı ilk
açan okuyucu için; “Bu Kitap kendisinde şek ve şüphe bulunmayan
bir Kitaptır. Müttakîler için rehberdir, kılavuzdur (Hûden).”11 açıklaması
yapılarak okuyucunun Kitap hakkında endişe etmemesi gerektiği
âdeta teyid edilmiştir. Lâ raybe fih denilerek Kitabın varlığı; Hûden
denilerek de kitabın ne amaçla gönderildiği anlatılmaktadır. Böylece
Kitabı eline alan mü’min, Allah’tan olduğu kesin olan Bu
10] 39/Zümer, 23
11] 2/Bakara, 2
KUR’AN
- 13 -
Kitab’ı rehber-kılavuz edinerek yolunu bulabilecektir.
Devam eden ikinci âyette yapılması gerekenler topluca özetlenmiştir.
Gayb diye ifâde edilen çıplak gözle göremediği, kendini
aşan birkaç konuya kesin iman edecek, Salât şeklinde anılan amellerden
ilkiyle bazı görevleri yerine getirmeye başlayacaktır. İnfak
şeklinde ifâde olunan inandığı ve bağlandığı bir dine hizmet için
çaba ve gayretlerini ilkiyle bu esasları başkalarına da götürecektir.
Bunlara ilk kendisinin inanmadığını, devam edegelen tarihî
mücâdelenin izleyicisi olduğunu hatırlaması için kendinden öncekilerle
de irtibatını kuracak, son olarak inzal olunan Bu Kitab’a,
Kitabın indiği şahsa (Hz. Muhammed (s.a.s.) ve önceden inzal olan
Kitaplara ve Rasûllere de iman edecektir. Bütün bu inanç, amel ve
gayretleri hayatın ikinci ve ebedî bölümü olan Âhiret için yapacak,
onun varlığına sanki görüyormuşçasına inanacaktır. Eğer böyle
yaparsa hayatın dünyadaki bölümünün imtihanını başaracak ve
kurtulmuş olacaktır.
Kur’an’da Kur’an
Kur’an, kendisini bir kılavuz, rehber olarak tanıtıyor. Kur’an,
insanlara hayatları boyunca takip etmeleri gereken esasları, yasaları
gösteren ve onları teşvik eden bir kitaptır. Kur’an, akleden
insanlar için bir öğüt ve hatırlatmadır. Kur’an’ı, kendi dilinden tanımaya
çalışalım:
“Elif Lâm Râ; Bunlar, gerçeği açıklayan Kitab’ın âyetleridir. Biz, onu
anlayasınız diye Arapça bir Kur’an olarak indirdik. Biz, bu Kur’an’ı sana
vahyederek en güzel kıssaları anlatıyoruz. Oysa daha önce sen bunlardan
habersizdin.” 12
“Bu, Allah’ın izniyle, insanları karanlıklardan aydınlığa, güçlü ve hamde
lâyık olan, göklerde ve yerde olanların sahibi Allah’ın yoluna çıkarman
için sana indirdiğimiz kitaptır.” 13
“Kur’an, âlemler için bir öğüt ve hatırlatmadan başka bir şey değildir.” 14
“Bu Kitap, hiç şüphesiz müttakîler için rehberdir.” 15
“Bu Kur’an, onunla uyarılsınlar, tek bir ilâh bulunduğunu bilsinler ve
akıl sahipleri öğüt alsınlar diye insanlara tebliğ edilmiştir.” 16
“De ki, Kur’an’ı Rûhul Kudüs (Cebrâil) Rabbinin katından mü’minlerin
12] 12/Yûsuf, 1-2
13] 14/İbrahim, 1-2
14] 68/Kalem, 52
15] 2/Bakara, 2
16] 14/İbrahim, 52
KUR’AN KAVRAMLARI SERİSİ İTİKÂDİ KAVRAMLAR
- 14 -
imanlarını pekiştirmek, müslümanlara doğruluk rehberi ve müjde olmak
üzere hak olarak indirmiştir.” 17
“Bu Kur’an, insanlara bir açıklama, müttakîlere yol gösterme ve bir
öğüttür.” 18
“Doğrusu size Allah’tan bir ışık ve apaçık bir Kitap gelmiştir. Allah,
rızâsını gözetenleri onunla selâmet yollarına eriştirir ve onları, izni ile karanlıklardan
aydınlığa çıkarır, onları doğru yola iletir.” 19
“O halde Allah’ın indirdiği Kitap ile aralarında hükmet. Allah’ın sana
indirdiği Kur’an’ın bir kısmından seni vazgeçirmelerinden sakın. Onların
heveslerine uyma. Eğer yüzçevirirlerse bil ki, Allah, bir kısım günahları yüzünden
onları cezalandırmak istiyor. İnsanların çoğu gerçekten fâsıktırlar.” 20
“Biz sana onu böyle Arapça bir Kur’an olarak indirdik ve onda tehditleri
türlü biçimlerde açıkladık. Belki sakınırlar veya onlara bir öğüt olur.” 21
“Andolsun, bu Kur’an’da insanlara her çeşit misali türlü şekillerde açıkladık.
Ama insanların çoğu inkâr ederek yüzçevirirler.” 22
“Âlemlere uyarıcı olsun diye kuluna hak ile bâtılın arasını ayıran ölçüyü
indiren ne yücedir!” 23
“De ki, bu, mü’minlere doğruluk rehberi ve şifâdır.” 24
“Kur’an’ı insanlara ağır ağır okuman için bölüm bölüm indirdik.” 25
“Rabbinizdin size indirilen Kitaba uyun; ondan başka veliler edinerek
onlara uymayın. Pek az öğüt dinliyorsunuz.” 26
“O gün zâlim kişi ellerini ısırıp ‘keşke Peygamber’le beraber bir yol
tutsaydım, vay başıma gelene, keşke falancayı dost edinmeseydim, and
olsun ki beni, bana gelen Kur’an’dan o saptırdı. Şeytan insanı yalnız ve
yardımcısız bırakıyor.’ der. Peygamber: ‘Ey Rabbim, doğrusu kavmim/toplumum
bu Kur’an’ı terk etmişti.’ der.” 27
“Benim Kitabımdan yüzçeviren bilsin ki, onun dar bir geçimi olur ve
Kıyâmet günü de onu kör olarak haşrederiz. O zaman, ‘Rabbim, beni
17] 16/Nahl, 102
18] 3/Âl-i İmran, 138
19] 5/Mâide, 16
20] 5/Mâide, 49
21] 20/Tâhâ, 113
22] 17/İsrâ, 89
23] 25/Furkan, 1
24] 41/Fussılet, 44
25] 17/İsrâ, 106
26] 7/A'râf, 3
27] 25/Furkan, 27-30
KUR’AN
- 15 -
niye kör olarak haşrettin? Oysa ben gören bir kimseydim’ der. Allah: ‘İşte
böyle, âyetlerimiz sana gelmişti de sen onları unutmuştun (önemsememiştin,
arkana atmıştın) bugün de öylece unutulursun’ der.” 28
“Gerçekten, indirdiğimiz belgeleri ve doğru yolu Kitapta insanlara
açıkladıktan sonra, onu gizleyen kimselere hem Allah lânet eder, hem de
bütün lânet edenler lânet ederler. Ancak tevbe edip hallerini düzeltenler
hâriç. Onların tevbesini kabul ederim.” 29
“Gerçekten, Allah’ın indirdiği Kitaptan bir şeyi gizlemede bulunup da
onu az bir değere değişenler var ya, onların karınlarına tıkındıkları ancak
ateştir. Allah, Kıyâmet günü onlarla konuşmaz ve onları günahlarından
arındırmaz. Onlara elem verici bir azap vardır.” 30
“Kur’an’ı işlerine geldiği gibi bölenlere de azâbı indirmişizdir. Onlar
Kur’an’ı bölüp ayıranlardır. Rabbine and olsun ki mutlaka yaptıklarının
hesabını hepsine soracağız. Sana emrolunanı açıkça söyle ve müşriklerden
yüzçevir!” 31
“Yoksa siz Kitab’ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?
Sizden öyle davrananların cezası dünya hayatında ancak rüsvaylık;
Kıyâmet gününde ise en şiddetli azaba itilmektir. Allah sizin yapmakta
olduklarınızdan asla gafil değildir.” 32
“Onlar Kur’an’ı düşünmezler mi, yoksa kalpleri mi kilitli?” 33
Bu Kitab’ı Kim Göndermiştir?
Şu âyetlere dikkatle göz atalım: “Bu Kur’an, Allah’ındır. O’ndan
başkasına nispet edilemez. Ancak o daha önceki inen Kitapları tasdik
edici ve hükümleri açıklayıcı, âlemlerin Rabbinden indirilmiştir. Bunda hiç
şüphe yoktur.”34 “Onlar hâlâ Kur’an’ın Allah kelâmı olduğunu ve mânâsını
düşünmeyecekler mi? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından olsaydı muhakkak
ki içinde birbirini tutmayan çok söz ve ifâdeler bulurlardı.”35 “Bu
Kur’an, sana, hükmünde hikmet sahibi olup her şeyi bilen Allah katından
veriliyor.”36 “Bu Kur’an, Rahmân, Rahim tarafından indirilmedir.”37 O, bir
şair sözü değildir, bir kâhin sözü de değildir. Siz pek az düşünüyorsunuz.
28] 20/Tâhâ, 124-126
29] 2/Bakara, 159-160
30] 2/Bakara, 174
31] 15/Hicr, 90-94
32] 2/Bakara, 85
33] 47/Muhammed, 24
34] 10/Yûnus, 37
35] 4/Nisî, 82
36] 27/Neml, 6
37] 41/Fussılet, 2
KUR’AN KAVRAMLARI SERİSİ İTİKÂDİ KAVRAMLAR
- 16 -
O âlemlerin Rabbından indirilmedir.”38 “Eğer o peygamber bazı sözler uydurup
bize isnat etmeye kalkışsaydı, biz onu kuvvetle yakalar ve ondan
intikam alırdık. Sonra da onun kalp damarlarını keserdik. O vakit, sizden
hiçbir iniz ona siper de olamazdınız.”39 “Kur’an’ı şeytanlar getirmedi;
Kur’an’ı indirmek onlara uygun düşmez; hem de buna güçleri yetmez.” 40
Bu Kitab’ın Allah’tan geldiğinde şüphesi olanlara lâ raybe fîh
ifâdesini teyid için yukarıdaki âyetlerle tafsilatlı açıklamalar yapılmaktadır.
Kur’an’ın Allah kelâmı olmadığı, olamayacağı yolundaki
itirazlar şu noktalarda toplanıyordu: Onun bir şair sözü olabileceği,
Onun bir kâhin sözü olabileceği, Onun bir şeytan ilhamı ve
vesvesesi olabileceği, Peygamberin uydurması olduğu. Yukarıdaki
âyetlerde bu iddialara bir bir cevap verilerek reddedilir. Ve doğru
olan ortaya konur. İnanan inanır; inanmayan inanmaz. “Bu Kur’an,
bir Peygamberin (Allah’tan) getirdiği sözdür.” 41
Rasûlullah (s.a.s.) bir toplum içinde yaşıyordu. Onlardan biriydi.
Ancak ona vahy olunuyordu. O da aldığı vahyi açıklıyor, insanları
buna çağırıyordu. Ona iman edenler, karşı çıkanlar oluyordu.
Rasûl (s.a.s.) bu şekilde toplum içinde 23 yıl yaşadı. Bunun 13 yılını
Mekke’de; 10 yılını Medine’de geçirdi. Kur’an bu süre içerisinde
peyderpey nâzil oldu. Onun ölümü ile birlikte Bu Kitap tamamlanmış
oldu.
Kur’an’daki âyetlerin olaylarla iç içe nâzil olduğunu bilmemiz
bize Kitabın indiği toplum ve çevreden bağımsız anlaşılmayacağı
gerçeğini öğretir. Zira o bir toplum hareketine öncülük etmiş,
yönlendirmiş Kitaptır. Onu masa başı kitabı olarak ele almak yanlış
sonuçlara götürür.
İlâhî vahy insana ve içinde yaşadığı topluma hitap etmektedir.
Onu anlayacak, hayata geçirecek, toplum düzeni olarak bir sisteme
dönüştürecek insandır. Bu Kitap’ta insanın düşünce, duygu,
irade ve ünsiyet gibi yeteneklerini harekete geçirici âyetler vardır.
Bu yeteneklerini kullanan insan, toplum içinde diğer insanları da
etkileyecek, Şeytanın ilhamına kulak verenlerle Allah’tan gelen
vahy ile mücâdele edecek; canını, malını bu yolda feda edecektir.
Böylelikle İlâhî vahye olan bağlılığını ve imanını ispat etmiş
olacaktır. Mücâdele, Allah’ın sözünün Şeytanın sözüne galebe
çaldığı, İlâhî vahyin toplumda “ekber” hale geldiği âna kadar devam
edecek, sonra dünyadaki tüm toplumlarda da bu İlâhî hedef
38] 69/Haakka, 41-43
39] 69/Haakka, 44-47
40] 26/Şuarâ, 210- 211
41] 69/Haakka, 40
KUR’AN
- 17 -
gerçekleşinceye kadar sürecektir. İşte Allah’ın kitabı Kur’an, bütün
bunları yapacak insana-topluma hitap etmektedir. İnsan bu
mücâdele içinde yetişecek, olgunlaşacak, kemal noktasına ulaşacaktır.
Bu Kitap Niçin Gönderilmiştir?
“Elif, Lâm, Râ. Bu Kur’an, öyle bir Kitaptır ki, insanları Rablerinin izniyle
zulumattan nura, her şeye galip ve hamde lâyık olan Allah’ın yoluna
çıkarmak için onu sana indirdik.”42 “O (Kur’an) sizi zulumattan nura çıkarmak
için apaçık âyetler olarak kuluna (Peygamber’e) indirilmiştir.”43 “O bir
peygamber gönderdi; Allah’ın açıklayıcı âyetlerini sizlere okuyor ki iman
edip salih amel işleyerek zulumattan nura çıkasınız.” 44
Bu Kitab’ın niçin gönderildiğini açıklayan birçok âyetten bazıları
bunlar. Buna göre Kitabın inzal amacının şu esaslar üzerine
kurulduğu söylenebilir:
Âyetlere göre şeytanın egemenliği altına giren herhangi bir
durum zulumat (karanlıklar) olarak vasıflandırılmaktadır.
Rasûller bu zulumattan nura çıkışı gerçekleştirmek (dönüşümdeğişim)
için seçilmişlerdir. Kitap ve âyetler bu ihracın (çıkışın) sağlanması
için gönderilmişlerdir.
3- Bu çıkış, Allah’ın izniyle Kur’an ve salih amelle, yani çaba
ile gerçekleşecektir. “Zulumattan nura çıkarmak için” ifâdesi bu
Kitabın niçin gönderildiğini en veciz bir şekilde açıklamaktadır.
Kur’an’a göre, aslolan toplumun karanlıklardan aydınlığa çıkmasıdır.
Faziletli toplumun inşa edilmesidir. Bu arada fertler de bu
mücâdele esnasında yetişip ahlâkî faziletlerle donanacaklardır. 45
Zulumât, karanlıklar demektir. Zulüm kelimesi de aynı kökten
gelmektedir. Dolayısıyla Nur kaynağından gelen aydınlığı kendine
veya başkalarına engelleyip karanlıkları tercih, bir zulümdür aynı
zamanda. O yüzden “Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, zâlimlerin
ta kendileridir.”46 Nur, tek olduğu halde; karanlıklar, yanlışların sayısı
kadar çoktur. Allah, yeryüzünü maddî ışık kaynağı güneşten
mahrum yaratmadığı, bir an olsun mahlûkatını ışıksız bırakmadığı
gibi; gönlümüzü ve yolumuzu aydınlatan nur’dan da bizi mahrum
bırakmamış, elçi ve Kitap göndermiştir. Karanlık, fıtrî değil;
ârızîdir. Karanlıklar, ışık kaynağıyla irtibatın kesilmesi olduğundan
42] 14/İbrahim, 1
43] 39/Zümer, 39
44] 65/Talâk, 11
45] İhsan Eliaçık, İtikad Üzerine, Şafak Y., s. 20
46] 5/Mâide, 45
KUR’AN KAVRAMLARI SERİSİ İTİKÂDİ KAVRAMLAR
- 18 -
zâlim insanın nur düşmanlığının neticesi oluşturduğu zindanlardır.
Zindan; ışıktan, nurdan uzak yaşansın diye insanın kendi eliyle ördüğü
duvarlardır. Âhiretteki cezanın sebebi, dünya hayatını kendine
ve başkalarına zindan etmektir. İnsan, asr-ı saadetteki insanı
mutlu eden kuralları değil de; zindanı, zindanları tercih ediyorsa,
kendisi bilir. Ama başkalarına zindan hayatı yaşatmaya kimsenin
hakkı yoktur. Saadet asrı insanının saadetine benzer bir mutluluğu,
burada başlayıp orada bitmeyen mutluluğu, insana çok gören
tâğutlar tarafından binâ edilmiştir zindanlar. “Allah, mü’minlerin
dostudur, onları karanlıklardan nura (aydınlığa) çıkarır. İnkâr edenlere
gelince, onların dostları da tâğuttur. O, onları nurdan (aydınlıktan) alıp
karanlığa götürür.”47 Zâlim insan, ışığa karşı gözlerini kapatmış, karanlıklar
içinde yaşamayı tercih etmiş, Allah’ın “gözleri vardır, onlarla
(görülmesi gerekeni) görmezler.”48 dediği körlüğü seçmiş, kendine de
yazık (zulüm) etmiş insandır. Zâlimlerin en büyükleri olan tâğutlar
ise, gören göze düşman olan, başkalarını da körlüğe zorlayan ışık
(nur) düşmanı vahşilerdir.
Karanlıklar, korkuyu meydana çıkarır. Bu korku, yanlış bir korkudur.
Allah korkusu, yani takvâ değil; vehimlerden oluşan korkudur;
fobidir, aç kalmaktan, insanlardan... kısacası korkulmaması
gerekenlerden korkmaktır. Karanlıklar, şeytanların faaliyetleri için
uygun bir ortam oluşturur. Karanlıklar, insanın önünü ve ilerisini
(istikbalini) görmesine engeldir. Yolda ne gibi tehlikelerin olduğunu
görüp bilemez karanlıkların insanı. Işığın yardımını reddettiğinden,
nurla, göz nuruyla görerek işini yapamaz; yapıp ettiklerini
ancak el yordamıyla yapar, körebe gibi tuttuğunu yakalar. Fili de
tuttuğu yeriyle tanır ve tanıtır.
Aydın insan, münevver insan, câhiliyye karanlıklarını reddedip,
bir adı da “Nur” olan Allah’ın Kitabıyla nurlanıp başkalarını aydınlatmaya
çalışan insandır. Kur’an’la bağı kopmuş insan, aydın değil;
olsa olsa kara karanlıkların kapkara adamıdır. Kur’an’sız hayat, karanlıkların
nuru boğduğu vahşi bir hayattır, zindan hayatıdır, körlerin
hayatıdır. “Kim benim zikrimden (Kur(an’dan) yüz çevirirse şüphesiz
onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve biz onu, Kıyâmet günü kör olarak haşredeceğiz.
O: ‘Rabbim! Beni niçin kör olarak haşrettin? Oysa ben, hakikaten
görür idim!’ der. (Allah) buyurur ki: İşte böyle. Çünkü sana âyetlerimiz
geldi; ama sen onları unuttun. Bugün de aynı şekilde sen unutuluyorsun.
Doğru yoldan sapanı ve Rabbinin âyetlerine inanmayanı işte böyle cezalandırırız.
Âhiret azâbı, elbette daha şiddetli ve daha süreklidir.” 49
47] 2/Bakara, 257
48] 7/A'râf, 179
49] 20/Tâhâ, 124-127
KUR’AN
- 19 -
Bugün fert ve toplumları Kitap yönlendirmiyor. Vatandaşa
“Kitapsız!” denildiğinde hemen herkes bu sözü büyük bir hakaret
kabul eder ama, yaşayışıyla bu sözü hak edip etmediğini düşünmez.
Kitapsız toplumdur câhiliyye toplumu. Devlet, Kitapsız devlettir.
Öldükten sonra sorulacak sorulardan birinin “Kitabın ne?”
sorusu olacağı hadis-i şeriflerde bildirilmiştir. “O gün onların ağızlarını
mühürleriz; yaptıklarını bize elleri anlatır, ayakları da şâhitlik eder.”50
“Kitabın ne?” sorusuna o gün ellerimiz “falan gazete”, “filânın
nutku”, “falan anayasası”, ya da “şu kanal”, “bu televizyon”... diyebilir.
Yani, Kitabımız diye iddia ettiğimiz Allah’ın Kitabı yerine,
bize yön veren, bizim O Kitap’tan fazla okuyup baktığımız, etkilendiğimiz,
uyduğumuz ne ise vücudumuz yalan da söyleyemeden
onları itiraf edecektir. “Kitabım Kur’an” sözü bir tekerleme
ve bir iddiadan mı ibârettir, yoksa tümüyle yaşayışımıza yön veren
gerçeği mi yansıtmaktadır? İnanmak, inandığını yaşamaktır. Ateşin
yakıcı olduğuna inanan, kolay kolay elini ateşe uzatmaz.
Bu Kitap Neyi Anlatmaktadır?
Tüm peygamberler ve Allah’tan getirdikleri kitapların ana fikri
insanoğlunu ulûhiyeyyet ve ubûdiyyet konusunda aydınlatmaktır.
Hz. Âdem ve Havvâ’nın yeryüzüne indirilişinden bu yana binlerce
sene geçmiş ve insan nüfusu altı milyara ulaşmıştır. Bu rakam şu
anda diri olanların sayısıdır. Geçmişte yaşayıp ölenler de eklenince
milyarları bulmaktadır. Allah, yeryüzünü hiçbir zaman rehbersiz
ve kılavuzsuz bırakmamış, daima elçilerle kitaplar göndererek insanlara
yol göstermiştir. Kitaplar bu rehberliğin yazılı metinleridir.
Allah’ın insanlara çağrısı ve onlar için gösterdiği hayat tarzı kitaplara
kaydedilerek insanoğlunun elinde vesika olarak bulunması
sağlanmıştır. Ancak bu rehberlik en son “Bu Kitap” ile sona ermiştir.
Bir daha Nebî seçilmeyecek, yazılı metinlerden oluşan Kitap
gönderilmeyecektir. Artık insanlık son Rasûlün (s.a.s.) getirdiği
Kitapla yükümlü olacaklardır.
Bu Kitabı Nasıl Okumalı, Ona Nasıl Yönelmeliyiz?
Kur’an okuyor veya dinliyor olmamız, tek başına, bizi aldatmasın.
O İlahi Kelâm’ı okurken, dinlerken, üzerinde düşünürken,
sahih bir niyet taşıma gereği de unutulmasın. Bilelim ki Kur’an’a
gerçekten muhatap olmamız, doğru bir niyetle, samimiyet ve
ihlâsla ona yönelme şartına bağlanmış bulunuyor.
Bizatihi Kur’an’ın tarifiyle, âlemlerin Rabbinden gelen;51 in-
50] 36/Yâsin, 65
51] 56/Vâkıa, 80
KUR’AN KAVRAMLARI SERİSİ İTİKÂDİ KAVRAMLAR
- 20 -
sanları hidâyete erdiren ve hakkı bâtıldan ayıran;52 sonsuz hikmetler
yüklü;53 sonsuz derecede kerim;54 bir Ezelî Kelâm’dır Kur’an.
“Onun ahlâkı Kur’an’dı”55 diye tarif edilen Ümmî Nebî (s.a.s.) kendi
hayatıyla, Kur’an’ın bu sıfatlara hakkıyla mazhar olduğunun en
birinci delilidir. Keza, ondan aldıkları hidâyet dersiyle bütün insanlık
tarihine manidar ubudiyet örnekleri sunan sahabiler de. Ve
herbiri ondan aldığı hakikat nuruyla kemale eren milyonlarca asfiya
ve salih kullar ile hayatları onunla nurlanan yüz milyonlarca
mü’min de onun tüm bu özellikleri hakkıyla taşıdığının şahidi ve
delilidir.
Fakat bizatihi Kur’an, muhâtabı olan bizleri, kendisine sahih
bir niyet ve sağlam bir itikad ile sa